DEHB tanısı hayatı nasıl değiştirir?
Tanıdan önce ve sonra ne değişiyor, ne değişmiyor. Nitel çalışmaların bildirdiği ortak deneyimler ve gerçekçi bir beklenti listesi.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 8 bölüm var
Tanıyı aldığım gün eve geldim ve hiçbir şey olmamış gibi akşam yemeğini hazırladım. Beklediğim şey bu değildi. Bir şeyin çat diye değişmesini bekliyordum.
Değişen şey o gün değil, sonraki haftalarda geldi ve beklediğim yerden gelmedi. Belirtilerim aynıydı. Anahtarımı yine arıyordum. Değişen şey, anahtarı ararken kendime söylediğim cümleydi.
Tanı bir tedavi değil, bir bilgi. Ama bu bilginin etkisi, tanı almış insanların anlatılarında tekrar tekrar aynı biçimde karşımıza çıkıyor.
En sık bildirilen ilk şey: rahatlama
Young ve arkadaşlarının (2008) yetişkinlikte tanı alan hastalarla yürüttüğü nitel çalışma, tanı sonrası dönemde karışık ama belirgin duygular bildiriyor. En sık geçenlerden biri rahatlama.
Rahatlamanın kaynağı şu: yıllarca kendine söylediğin cümlenin yanlış olduğunu öğrenmek.
Tembel değildin. Umursamıyor değildin. Zorlandığın şeyin bir adı ve bir açıklaması varmış.
Bu küçük bir şey gibi durabilir. Yirmi iki yıl boyunca kendini yanlış bir cümleyle tarif etmiş biri için küçük değil. Sözlükte içselleştirilmiş damgalanma diye geçen şeyin gevşemesi bu.
Tanı geçmişi değiştirmiyor. Geçmişin okunma biçimini değiştiriyor.
Ardından gelen: öfke ve yas
Rahatlamadan sonra çoğu kişide başka bir şey geliyor: bu bilgi daha önce de bilinebilirdi.
Yas tutulan şeyler somut oluyor:
- Okulda yapılabilecek ama yapılmamış düzenlemeler
- Bırakılan bölümler, sürdürülemeyen işler
- Yanlış açıklamalarla geçen yıllar
- Herkesle aynı sonucu almak için harcanan fazladan enerji
Bende bu aşama beklediğimden geç geldi ve beklediğimden uzun sürdü. İlk haftalar öğrenmekle geçti; öfke sonra, gündelik bir anın ortasında geldi. Ayrıntısını tanı sonrası yas yazısında ele aldım; sözlükte de tanı sonrası yas başlığı var.
Kimlik sorusu
Schrevel ve arkadaşlarının (2016) çalışması başka bir boyutu gösteriyor: tanıdan sonra kimlik soruları ortaya çıkıyor.
Neyin DEHB, neyin kendisi olduğunu ayırt etmek zaman alıyor. İlk dönemde her davranış tanının altına yerleşiyor: dağınıklık, unutkanlık, ani heves, hatta mizah anlayışı. Sözlükte kimlik olarak DEHB başlığı bu aşamayı anlatıyor.
Bende bu birkaç ay sürdü. Bir noktada fark ettim ki her şeyi tanıya bağlamak da bir tür kaçış: kendimle ilgili beğenmediğim her şeyin sorumluluğunu bir tabloya devrediyordum. Ayrım zamanla netleşti ve netleştikçe rahatladım.
Aynı çalışmanın sorduğu soru tedaviye yaklaşırken de anlamlı: iyileşmek, başka biri olmak mı demek? Cevap hayır, ama bu soruyu sormak meşru.
Pratikte ne değişiyor
Tedaviye erişim. Tanı olmadan ilaç tedavisi ve DEHB'ye özgü psikoterapi gündeme gelmiyor. Avrupa uzlaşı metni (Kooij ve ark., 2019) tedaviyi çok bileşenli bir yaklaşım olarak tarif ediyor: bilgilendirme, ilaç ve psikolojik destek. Hangi bileşenin kime uygun olduğuna hekim karar veriyor.
Düzenleme talep edebilme. Okulda ve iş yerinde resmî düzenlemeler için tanı gerekiyor. İş tarafındaki karşılığını iş hayatında DEHB ve düzenlemeler yazısında topladım.
Doğru yerden yardım isteyebilme. Yıllarca yanlış yerde çözüm arayan insanlar, doğru başlığı bulduklarında çok daha hızlı yol alıyor. Ben tanıdan önce zaman yönetimi kitapları okuyordum; sorunun zaman yönetimi olmadığını anladığımda aradığım şey de değişti.
Kendine söylenen cümlenin değişmesi. Belki de en büyük pratik etki bu. “Ben beceriksizim” cümlesi ile “bu benim için zor, sistem kurmam gerekiyor” cümlesi farklı davranışlar üretiyor. Birincisi utanca, ikincisi bir listeye götürüyor.
Ne değişmiyor
Bunu da söylemeliyim, çünkü hayal kırıklığı yaygın.
Belirtiler kendiliğinden geçmiyor. Tanı bir açıklama, müdahale değil.
Sistemler kendiliğinden kurulmuyor. Neyin zor olduğunu bilmek onu kolaylaştırmıyor. Tanıdan sonraki ilk aylarda bunu en sert biçimde deneyimledim: neden ertelediğimi artık biliyordum ve hala erteliyordum.
Çevre otomatik olarak anlamıyor. Bazı insanlar tanıyı ciddiye almıyor, bazıları bahane sanıyor. Bu tarafı DEHB'de damgalanma yazısında ele aldım.
Geçmiş geri gelmiyor. Kaybedilen yıllar için bir telafi yok. Yas kısmının ağırlığı buradan geliyor.
İlk altı ay nasıl geçiyor
Tanı almış kişilerin anlatılarında sık geçen bir sıra var.
- İlk haftalar. Okumak, öğrenmek, kendini tanımak. Yoğun ve genellikle iyi geçen bir dönem. Bu aşamada her şeyi aynı anda düzeltmeye kalkışmak yaygın bir hata; enerji yüksek ama dağınık.
- Sonraki aylar. Öfke, yas ve geçmişi yeniden okumak. Bu dönemde eski sahneler kendiliğinden geri geliyor ve yeni bir gözle okunuyor.
- Sonrası. Yeniden inşa. Sistem kurmak, tedavi kararları, neyi değiştirebileceğine karar vermek.
Bu sıra herkeste aynı değil ve düz bir çizgi izlemiyor. Ama üçüncü aşamaya varmak, ikinci aşamayı atlamakla değil geçmekle mümkün oluyor.
Çevrendekiler için ne değişiyor
Tanı tek kişilik bir olay gibi duruyor ama değil. Sen kendini yeniden okurken, çevrendeki insanlar da seni yeniden okuyor ve bu okuma her zaman senin istediğin yöne gitmiyor.
Bazıları rahatlıyor: yıllardır anlam veremedikleri bir örüntünün adını öğreniyorlar. Bazıları savunmaya geçiyor, çünkü tanı onların geçmişteki yorumlarını da tartışmaya açıyor. Bazıları da hiçbir şey söylemiyor ve bu sessizlik en zoru oluyor.
Bende en çok işe yarayan şey, tanıyı bir haber gibi duyurmak yerine tek tek ve somut örneklerle anlatmak oldu. “DEHB tanısı aldım” cümlesi karşı tarafta ne olduğu belirsiz bir boşluk bırakıyor. “Sana üç kez söz verip unuttuğum şeyin sebebi buymuş, şimdi şunu deneyeceğim” cümlesi anlaşılıyor.
Kime, ne zaman ve ne kadar anlatacağın ayrı bir konu; DEHB'de tanını açmak ve aileye DEHB anlatmak yazılarında ikisini ayrı ayrı ele aldım.
İlk yılda işe yarayan birkaç şey
Her şeyi aynı anda değiştirmeye kalkışmama. Tanıdan sonraki hevesle on yeni sistem kurmak, üç hafta sonra hepsinin çökmesiyle bitiyor. Tek bir şeyle başlamak daha az tatmin ediyor ama daha kalıcı oluyor.
Kime anlatacağını seçmek. Tanıyı herkese anlatmak zorunda değilsin. Anlatma kararı geri alınamıyor ve her ortamda aynı karşılığı bulmuyor.
Somut bir şeyi ölçmek. “Daha iyi hissediyor muyum” belirsiz bir soru. “Bu ay kaç faturayı zamanında ödedim” cevaplanabilir bir soru. Değişimi görmek, ikinci aşamanın ağırlığını taşımayı kolaylaştırıyor.
Beklentiyi doğru yere koymak. Tanı sana hayatının kolaylaşacağını vaat etmiyor. Vaat ettiği şu: zorlandığın yerde doğru aleti aramaya başlayabilmen.
Bana kalırsa tanının en büyük etkisi de burada. Belirtilerim aynı kaldı, ama onlarla ne yapacağımı artık biliyorum. Aradaki fark, yirmi iki yıllık bir soru işaretinin yerine tek bir cümlenin geçmesi: bu benim karakterimde bir kusur değil, üzerinde çalışılabilecek bir şey.
Sık sorulanlar
- Tanı aldıktan sonra ne hissedilir?
- Nitel çalışmalarda en sık bildirilen ilk duygu rahatlama. Ardından çoğu kişide öfke ve kayıp duygusu geliyor; ikisi birbirini dışlamıyor.
- Tanı belirtileri değiştirir mi?
- Değiştirmiyor. Değişen şey geçmişin okunma biçimi. Tanının kendisi bir çözüm değil, bir çerçeve.
- Tanı pratikte neyi değiştiriyor?
- İki kapı açıyor: tedaviye erişim ve eğitimde ya da iş yerinde düzenleme talep edebilme. Bunların ikisi de tanı olmadan zor.
- Tanıdan sonra ilk altı ay nasıl geçiyor?
- Çoğu kişide dalgalı. Okuma, kendini yeniden tanıma ve geçmişi gözden geçirme dönemi oluyor; bu süreçte her şeyi birden düzeltmeye çalışmak yorgunluk üretiyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.