DEHB'de müzik odaklanmaya yardım eder mi?
Bazıları için müzik olmadan çalışmak imkansız, bazıları için müzikle imkansız. Bu farkın sebebi, işe göre değişen kurallar ve kendi ayarını bulma yolu.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 9 bölüm var
Bu soruda insanlar ikiye ayrılıyor ve iki taraf da kendi deneyiminden emin. “Müziksiz çalışamam” diyen de haklı, “müzik varken tek satır okuyamam” diyen de.
Ben ikisini de aynı hafta içinde yaşayan biriyim ve uzun süre bunun tutarsızlık olduğunu sandım. Değilmiş. İşe göre değişiyormuş.
Açıklayan çerçeve
En kullanışlı kavram uyarılma düzeyi.
Dikkat, belirli bir uyarım aralığında en iyi çalışıyor. Çok az uyaran varsa zihin dağılıyor; çok fazla uyaran varsa boğuluyor. Buna ters U eğrisi deniyor.
DEHB'de bu aralık farklı yerde durabiliyor. Sonuga-Barke'nin (2003) iki yollu modeli, ödül ve uyarılma konusundaki farklılıkları tablonun merkezine koyuyor.
Pratik sonucu şu: sessiz bir oda, dışarıdan ideal görünüyor ama uyarım eşiğinin altında kalabiliyor. Zihin o boşluğu kendi üretiyor: aklına gelen düşünceler, ayak sallamak, telefona uzanmak. Uyaran ihtiyacını genel olarak uyaran arayışı yazısında anlattım.
Müzik bu boşluğu dışarıdan doldurabiliyor.
Sessizlik her zaman odaklanmanın dostu olmuyor. Bazen zihni kendi gürültüsünü üretmeye zorluyor.
Kanıt ne diyor
Bu alanda ilgi çekici bir bulgu var. Söderlund ve arkadaşlarının (2007) çalışması, arka planda beyaz gürültü bulunmasının DEHB belirtileri olan çocuklarda bilişsel performansı iyileştirdiğini, buna karşılık belirtisi olmayan çocuklarda performansı düşürdüğünü bildirdi.
Yani aynı gürültü iki grupta ters yönde çalıştı.
Bu bulgu tek bir çalışmadan geliyor ve alan hala tartışmalı. Bu yüzden onu kesin bir reçete değil, kişiden kişiye değişen deneyimi açıklayan bir çerçeve olarak okumak daha doğru. Ayrıca beyaz gürültü ile müzik aynı şey değil: müziğin melodisi, sözü ve beklenmedik değişimleri var, gürültünün yok.
Sözlü müzik meselesi
Burada daha net bir şey söylenebiliyor.
Dil gerektiren işlerde (okumak, yazmak, dinlemek) sözlü müzik işle doğrudan yarışıyor. İkisi de aynı kaynağı kullanıyor.
Pratik kural şöyle:
- Okuma ve yazma: Sözsüz. Enstrümantal, ortam müziği, doğa sesleri, beyaz gürültü.
- Tekrar eden işler: Ne istersen. Bulaşık, temizlik, veri girişi, form doldurma. Burada müziğin işi sıkıntıyı azaltmak.
- Öğrenme ve yeni konu: Genellikle sessiz ya da çok sade bir arka plan.
Bunun bende en net göründüğü yer şu: bir metin yazarken sözlü bir şarkı açarsam, yazdığım cümlenin içine şarkının kelimeleri sızıyor. Cümleyi kaybediyorum ve nerede kaldığımı bulmak için baştan okumam gerekiyor. Aynı şarkı, aynı gün, e-posta klasörümü temizlerken hiçbir zarar vermiyor.
Bilmediğin dilde şarkı
Sık sorulan bir soru bu ve mantıklı bir çözüm gibi duruyor: anlamadığın bir dilde şarkı dinlemek, dildeki bu yarışı azaltıyor mu?
Doğrudan bunu ölçen bir kaynak bulamadım, o yüzden bir bulgu olarak sunmuyorum. Kendi deneyimimde işe yarıyor: anlamadığım bir dildeki vokal, bir enstrüman gibi çalışıyor. Denemesi ücretsiz; sen de bir hafta ölçüp kendi cevabını bulabilirsin.
İşin hangi aşamasında olduğun da değişken
Bu konuda bir işi tek parça gibi düşünmek insanı yanıltıyor. Aynı iş içinde bile ihtiyaç değişiyor.
Başlarken. En zor an burası ve müziğin en çok yardım ettiği an da burası. Tanıdık ve ritmi belli bir parça, oturmayı kolaylaştırıyor.
Ortada. İş yürümeye başladığında müzik çoğu zaman fark edilmiyor. Bu iyi bir işaret: arka planda kalabiliyor demek.
Zorlandığın yerde. Metnin karmaşıklaştığı, düşünmen gereken yerde müziği kısmalı ya da kapatmalısın. Ben bunu genelde fark etmeden yapıyorum; elim kendiliğinden sesi kısmaya gidiyor ve bu aslında iyi bir sinyal: o an daha az uyarana ihtiyaç var.
Bitirirken. Son okuma ve kontrol aşamasında sessizlik daha iyi çalışıyor, çünkü hataları yakalamak bütün dil dikkatini istiyor.
Ek püf noktaları
Tanıdık müzik daha iyi. Yeni bir albüm dikkat çekiyor; yüz kez dinlenmiş bir albüm arka planda kalıyor. Sözlükte alışma.
Aynı listeyi işe bağla. Yalnızca çalışırken dinlediğin bir liste, zamanla bir başlama işaretine dönüşüyor. Müzik başlayınca zihin ne geleceğini biliyor. Bu bende en çok işe yarayan tek ayrıntı; listeyi açmak, işe oturmanın kendisine dönüştü.
Ses seviyesini sabit tut. Ani yükselen ve alçalan parçalar dikkat çekiyor.
Kulaklık, müzik olmadan da işe yarıyor. Gürültü engelleyici kulaklık, sessizce takıldığında dış uyaranı kesiyor. Açık ofiste en pratik çözümlerden biri bu; ortamın tamamını DEHB ve açık ofis yazısında anlattım.
Şarkı seçmeye başlarsan dur. Liste kurcalamak, çalışmayı ertelemenin en tatlı biçimlerinden biri. Kural basit: iş başladıktan sonra listeye dokunulmuyor.
Kendi ayarını bulmak
Genel kural olmadığı için deneyerek bulmak gerekiyor. Bir hafta yeterli:
- Aynı türden bir işi seç.
- Üç koşulu dene: sessiz, sözsüz müzik, sözlü müzik.
- Her seferinde tek bir şey not et: kaç dakika kesintisiz çalıştın.
Üç gün sonra hangisinin işe yaradığını tahminle değil kayıtla biliyorsun. Çalışma ortamının geri kalanını ders çalışma ortamı yazısında anlattım.
Sık yapılan üç hata
Gün boyu aynı şeyi dinlemek. Sabah iyi gelen müzik, öğleden sonra yorucu olabiliyor. Uyarılma düzeyi gün içinde değişiyor; müziğin de değişmesi gerekiyor.
Müziği mola sanmak. Şarkı değiştirmek, listeye bakmak ve yeni bir şey aramak bir mola gibi hissettiriyor ama dikkatin işten kopmasına yol açıyor. Gerçek mola ekrandan uzaklaşmayı gerektiriyor.
Kulaklığı sürekli takmak. Uzun süre yüksek sesle dinlemek hem yoruyor hem işitme açısından risk taşıyor. Sesi duyabildiğin en düşük düzeyde tutmak yeterli oluyor.
Sözsüz arka plan sesinin kanıt tarafını beyaz gürültü yazısında ayrıca yazdım.
Ne beklememeli
Müzik odaklanma sorununu çözmüyor. Uyarım aralığını ayarlayan bir araç.
Ayrıca herkeste işe yaramıyor: bazı kişiler için müzik doğrudan bir dikkat dağıtıcı ve bu da tamamen geçerli bir sonuç. Duyusal hassasiyeti olan kişilerde arka plan sesi yardımcı olmuyor, yoruyor. Bu tarafı duyusal aşırı yüklenme yazısında ele aldım.
Barkley ve arkadaşlarının (2008) derlemesinde görüldüğü gibi, DEHB'de gündelik işleyiş kişiden kişiye geniş bir aralıkta değişiyor. Müzik de o aralığın içinde bir değişken; herkese aynı cevabı vermesi beklenemez.
En güvenilir pratik kural şu: dil gerektiren işlerde sözsüz, tekrar eden işlerde serbest. Gerisini bir hafta ölçerek kendin bulabilirsin.
Bir de şunu eklemek istiyorum. Bu konuda en çok zaman kaybettiren şey, başkasının yönteminin bende neden tutmadığını anlamaya çalışmak oldu. Odaklanma yöntemleri kişiye göre bu kadar değişkenken, tek doğruyu aramak baştan kaybedilmiş bir uğraş. Kendi kaydına bakmak, en iyi tavsiyeden daha güvenilir.
Sık sorulanlar
- Müzik dinlerken odaklanmak mümkün mü?
- Kişiye ve işe göre değişiyor, genel bir kural yok. Açıklayan çerçeve uyarılma düzeyi: dikkat belirli bir uyarım aralığında en iyi çalışıyor.
- Sözlü müzik neden dikkat dağıtıyor?
- Dil gerektiren işlerde araya giriyor. Okurken ya da yazarken şarkı sözü, aynı zihinsel kanalı kullandığı için yarışıyor.
- Hangi işte hangi müzik?
- Pratik kural şu: dil gerektiren işlerde sözsüz, tekrar eden işlerde ne istersen.
- Bilmediğim dilde şarkı dinlemek işe yarar mı?
- Çoğu kişide yarıyor, çünkü sözler anlam taşımadığında dil kanalını meşgul etmiyor. Yine de kişiden kişiye değişiyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.