İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de dijital dağınıklık: sekmeler, dosyalar, bildirimler

Kırk açık sekme, adsız dosyalar, durmadan gelen bildirimler. Dijital ortamı yönetilebilir hale getirmenin somut ve bir kez yapılan adımları.

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 7 bölüm var

Şu an tarayıcımda kaç sekme açık, sayamıyorum. Başlıkları görünmüyor, hepsi ince birer çizgiye dönmüş durumda. Her biri bir gün lazım olacak.

Masaüstümde “adsız (3)”, “yeni belge” ve “son_son_v2” diye dosyalar var. Hangisi hangisi, açmadan bilmiyorum.

Telefon bu arada birkaç dakikada bir titriyor.

Evimi toparlamayı bir şekilde beceriyorum. Ekranı toparlamayı uzun süre hiç beceremedim ve asıl işimin orada olduğunu düşünürsek bu tuhaf bir sıralamaydı.

Neden fiziksel dağınıklıktan pahalı

Dağınık bir oda yalnızca o odaya girdiğinde etkiliyor. Dijital dağınıklık çalışma ortamının tam ortasında duruyor ve her an etkiliyor.

Bildirim, bakmasan da bozuyor. Stothart ve arkadaşlarının (2015) çalışması, telefona bakmasan bile gelen bir bildirimin dikkat performansını ölçülebilir biçimde bozduğunu gösteriyor. Yani “görüyorum ama umursamıyorum” demek yetmiyor; zihin o bildirimin ne olduğunu merak etmeye başlamış oluyor bile.

Bölünme geri dönüşü pahalılaştırıyor. Mark ve arkadaşlarının (2008) çalışması, bölünen işin hem daha hızlı hem daha stresli yapıldığını bildiriyor. Leroy'nun (2009) dikkat kalıntısı bulgusu ise zihnin bir süre eski işte kalmaya devam ettiğini gösteriyor.

Benim yaşadığım şey tam olarak bu: bir mesaja üç saniye bakıp geri dönüyorum, ama geri döndüğüm yer aynı yer olmuyor. Cümlenin neresinde kaldığımı bulmak bazen bir dakika sürüyor ve o bir dakika hiçbir yere yazılmıyor.

Kırk açık sekme, kırk açık döngü. Hiçbiri bitmiyor ve hepsi zihinde yer kaplıyor.

Sekmelerle ne yapıyorum

Sekmeleri kapatamamamın sebebi yer sıkıntısı değil. Kapatmak bende “bunu okumayacağım” demek anlamına geliyor ve bu bir kayıp gibi hissettiriyor. Sözlükte sekme yığını diye geçiyor ve adının olması bile beni rahatlatmıştı.

Okuma listesine boşaltmak. Bütün sekmeleri tek bir yere kaydedip hepsini kapatıyorum. Kaydetmek, kaybetmemek anlamına geliyor; yani kararı vermiyorum, erteliyorum. Erteleyebildiğim karar, verebildiğim karardan daha çok işe yarıyor.

Listeyi ayda bir açmak. İçindekilerin çoğunu artık istemediğimi görüyorum. Bu bilgi bir dahaki sefere kapatmayı kolaylaştırıyor, çünkü “lazım olacak” hissinin ne kadar yanıldığını somut olarak görmüş oluyorum.

Sekme sayısına sınır koymak. On sekme. On birinciyi açmak için birini kapatmak gerekiyor. Bu, hangisinin gerçekten gerekli olduğunu düşünmeye zorluyor.

İş için ayrı pencere. Çalışırken yalnızca o işe ait sekmeler açık kalıyor, diğerleri başka pencerede duruyor. Küçük bir ayrım ama ekrana bakınca gözün takılacağı yer sayısını azaltıyor.

Dosyalarla ne yapıyorum

Karmaşık klasör yapıları bende hiç tutmadı. Sebebi de belli: her kaydetme bir karar gerektiriyor ve o karar anında işin ortasındayım.

Tek giriş klasörü. Her yeni dosya önce oraya iniyor. Karar yok, sınıflandırma yok, isim düşünmek yok.

Dosya adına tarih koymak. “2026-09-04 rapor” biçimi hem kendiliğinden sıralanıyor hem de aranabiliyor. İsmin güzel olmasına çalışmıyorum, bulunabilir olmasına çalışıyorum.

Aramaya güvenmek. Bilgisayarın arama işlevi benim klasör mantığımdan çok daha güvenilir. Doğru isimlendirilmiş dosya, doğru klasördeki dosyadan daha kolay bulunuyor.

Ayda bir boşaltmak. Giriş klasörünü ayda bir açıp kalanları üç dört ana klasöre dağıtıyorum. Fazla kategori kurmuyorum; üç klasör on beş klasörden iyi çalışıyor, çünkü on beş klasör her seferinde bir seçim demek.

Bildirimlerle ne yapıyorum

Burası en yüksek getirili yer ve güzel tarafı şu: bir kez yapılıyor.

  • Hepsini kapatıp gerekli olanı tek tek açmak. Ters yönden gitmek çok daha temiz sonuç veriyor. Tek tek kapatmaya çalıştığımda hep bir şeyler kalıyor.
  • Sesli bildirimi tamamen kapatmak. Ses, göz ardı edilmesi en zor kesinti biçimi.
  • Rozetleri kapatmak. Uygulamanın üstündeki kırmızı sayı, açmadan da dikkat çekiyor. Bende özellikle bu kötü çalışıyor.
  • Odak modunu kullanmak. Belirli saatlerde yalnızca acil aramaların geçmesine izin veren ayarlar bugün her telefonda var.
  • Telefonu görüş alanından çıkarmak. Masada ters duran telefon bile dikkat çekiyor. Başka odadaki telefon çekmiyor.

Çalışmayan şeyler

Dürüst olmam gereken bir bölüm bu, çünkü yıllarımı aldı.

Yeni uygulama kurmak. Dağınıklığı çözecek diye kurduğum her araç, bir süre sonra düzenlenmesi gereken yeni bir yer oldu. Bunun kendi adı var: uygulama avcılığı.

Her şeyi tek seferde temizlemek. Bir cumartesi oturup masaüstünü sıfırlamak iyi hissettiriyor ve üç hafta dayanıyor. Sistem kurmadan yapılan temizlik, temizlikten ibaret kalıyor.

Sıfır sekme hedefi. Sıfır bende tutmuyor. On tutuyor. Kendime gerçekçi olmayan bir hedef koyduğumda bir hafta içinde tamamen bırakıyorum; bu ya hep ya hiç hareketinin dijital hali.

Dijital dağınıklığın duygusal tarafı

Bu kısmı kimse pek konuşmuyor ama bende en ağır basan taraf o.

Açık duran kırk sekme yalnızca bir düzen sorunu olmuyor. Her biri “bunu yapacaktın” diyen küçük bir not gibi duruyor. Ekranı her açtığımda kırk tane yarım kalmış niyetle karşılaşıyorum ve günün ilk hissi borçlanma oluyor.

Dosyalarda da benzer bir şey var. “son_son_v2” adını taşıyan bir dosya, o işin ne kadar dağınık ilerlediğini bana her seferinde hatırlatıyor. İsimlendirme konusundaki özensizliğim, kendime dair bir hikayeye dönüşüyor.

Bunu fark ettikten sonra temizliği bir düzen işi olarak değil, bir rahatlama işi olarak görmeye başladım. Sekmeleri kapattığımda kazandığım şey hız olmuyor; ekrana baktığımda suçlu hissetmemek oluyor. Bu bana hızdan daha değerli geliyor.

Bir de şunu öğrendim: dağınıklığın boyutu enerjimin göstergesi. Sekme sayısı aniden artıyorsa, o hafta bir şeyler fazla gelmiş demek. Ekran benim için bir tür gösterge paneli haline geldi ve oraya bakmak, kendime “nasılsın” diye sormanın dolaylı bir yolu oldu.

Sırayla nereden başlamalı

Hepsini aynı anda yapmaya çalışmak bende işe yaramadı. Şu sıra yaradı:

  1. Bildirimler. Yirmi dakika, en büyük etki.
  2. Tek giriş klasörü. Beş dakika, bir klasör oluşturmak.
  3. Sekmeler. Bir kez boşalt, sınır koy.
  4. Gerisi. Aylar içinde kendiliğinden geliyor.

Gelen kutusunun kendisi ayrı bir mesele; onu e-posta ve mesaj felci yazısında ele aldım. Uygulamaların dikkat çekmek üzere tasarlanmış olması da başka bir konu, sonsuz kaydırma yazısında.

Benim için dijital düzenin anlamı ekranın güzel görünmesi olmadı. Anlamı şu oldu: sabah bilgisayarı açtığımda ne yapacağıma karar vermek için yirmi karar birden vermek zorunda kalmamak.

Sık sorulanlar

Dijital dağınıklık neden fiziksel dağınıklıktan pahalı?
Çünkü çalışma ortamının tam ortasında duruyor. Dağınık masadan uzaklaşabiliyorsunuz, dağınık ekrandan uzaklaşamıyorsunuz.
Ana kaynakları neler?
Üç tane: kapatılamayan sekmeler, isimsiz ve dağınık dosyalar, kesintisiz bildirimler.
En etkili müdahaleler neler?
Bütün bildirimleri kapatmak, sekmeleri bir okuma listesine boşaltmak ve dosyalara tarih temelli tek bir isimlendirme kuralı koymak.
Sekmeleri kapatmak neden zor geliyor?
Çünkü her sekme yarım kalmış bir iş gibi duruyor. Okuma listesine taşımak, kapatmayı kayıp olmaktan çıkarıyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Mark, G., Gudith, D., & Klocke, U. (2008). The cost of interrupted work: More speed and stress. Proceedings of CHI '08, 107-110.↩
  2. Leroy, S. (2009). Why is it so hard to do my work? The challenge of attention residue. Organizational Behavior and Human Decision Processes, 109(2), 168-181.↩
  3. Stothart, C., Mitchum, A., & Yehnert, C. (2015). The attentional cost of receiving a cell phone notification. Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance, 41(4), 893-897.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.