İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Vejetaryen

Han Kang

Bir kadın et yemeyi bırakıyor ve bir daha kendi ağzından konuşmuyor. Üç bölüm, üç anlatıcı, hiçbiri o değil: konu herkesin onun adına düşünmesi.

3 dakika okuma

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 6 bölüm var

Yeonghye bir gece rüya görüyor. Ertesi sabah buzdolabındaki bütün eti çöpe atıyor.

Kocası sebebini soruyor. Cevap tek cümle: “Bir rüya gördüm.”

Kitap bundan sonra olanları anlatıyor ve asıl mesele burada: Yeonghye bir daha kendi ağzından konuşmuyor.

Üç bölüm, üç anlatıcı

Birinci bölüm: kocası.

Onunla neden evlendiğini açıklıyor ve açıklaması kitabın en soğuk sayfalarından biri: sıradan olduğu için. Özel bir tarafı yoktu, bir beklenti yaratmıyordu, hayatını olduğu gibi bırakacaktı.

Karısı et yemeyi bırakınca öfkeleniyor. Sebebini merak etmiyor, utandığı için öfkeleniyor: iş yemeğinde ne diyecek, ailesi ne düşünecek.

Bir aile yemeğinde Yeonghye'nin babası onu tokatlıyor ve zorla ağzına et sokuyor. Yeonghye bir bıçakla bileğini kesiyor.

İkinci bölüm: eniştesi.

Bir video sanatçısı. Yeonghye'nin vücudunda bir doğum lekesi olduğunu duyduğundan beri ona takıntılı.

Vücuduna çiçekler çiziyor ve kaydediyor. Sonra kendi vücuduna da çizip birlikte kaydediyor.

Ona hayranlık duyduğunu sanıyor. Aslında onu bir imgeye çeviriyor ve bunun ne anlama geldiğini hiç sorgulamıyor. Yeonghye'nin o sırada hasta olduğunu, kendini savunamayacak durumda olduğunu görmüyor.

Karısı onları buluyor.

Üçüncü bölüm: ablası.

Tek gerçek yakınlık burada ve o da geç kalmış.

Inhye ömrü boyunca uyumlu olmuş. Hiç itiraz etmemiş, dükkanını işletmiş, ailesini toplamış, kocasının garipliklerine katlanmış.

Şimdi kardeşi hastanede, yemek yemiyor, kendini bir bitki sanıyor. Inhye onu ziyaret ediyor ve her ziyarette kendi hayatını biraz daha sorguluyor.

Kitabın en sarsıcı cümlesi onda: kardeşinin yaptığını aslında kendisinin de yapmak istediğini, ama cesaret edemediğini fark ediyor.

Konuşmayan bir merkez

Bence kitabın en cesur kararı bu.

Bir kadın hakkında bir roman yazıyorsun ve o kadına hiç söz vermiyorsun.

Aralara giren birkaç italik pasaj var: rüya parçaları, kopuk cümleler. Onun sesine en yakın şey o kadar ve onlar da tam bir anlatı kurmuyor.

Çünkü kitabın konusu Yeonghye'nin ne düşündüğü değil. Konu, herkesin onun adına düşünmesi.

Kimse ona ne olduğunu sormuyor. Herkes ne yapılması gerektiğini konuşuyor. Baba zorla et yediriyor, koca boşanıyor, doktorlar besliyor, enişte kullanıyor, ablası karar veriyor.

Kendi hakkında alınan kararların içinde kaybolmak. Kitabın gerçek konusu bu ve et yemeyi bırakmak sadece kapı.

Neden bende bu kadar durdu

Bir insanın “hayır” demesinin, herkesin çözmesi gereken bir sorun gibi görülmesi.

Yeonghye şiddet uygulamıyor. Kimseyi zorlamıyor. Kimseden bir şey istemiyor.

Sadece bir şeyi yapmayı bırakıyor ve bu tek başına bütün ailenin harekete geçmesine yetiyor.

Bunu tanıyorum. Ölçeği bambaşka ama mekanizma aynı: bir sınır koyduğunda, sınırın kendisi tartışma konusu oluyor ve neden koyduğun hiç sorulmuyor.

Ağaç olmak

Üçüncü bölümde Yeonghye artık yemek yemiyor. Bitki olduğunu, suya ve güneşe ihtiyacı olduğunu söylüyor. Amuda kalkıyor, çünkü ağaçların kökleri aşağıda.

Bunu bir metafor olarak okumak mümkün: insanlıktan, şiddetten, bedenden çekilme.

Bir hastalık tablosu olarak okumak da mümkün ve kitap ikisi arasında kalmayı seçiyor.

Han Kang burada bir karar vermiyor ve bu belirsizlik beni rahatsız etti. İyi anlamda. Bir cevap verseydi kitap küçülürdü.

Güney Kore bağlamı

Kitabın bir katmanı daha var ve bunu kaçırdığımı sonradan fark ettim.

Aile içindeki hiyerarşi, babanın mutlak otoritesi, kadınların uyum beklentisi, dışarıya karşı “sorunsuz aile” görüntüsünü koruma zorunluluğu.

Yeonghye'nin reddi yalnızca ete değil, bu düzenin tamamına.

Dürüst uyarı

Bu kolay bir kitap değil ve kısa olması da işi kolaylaştırmıyor.

İki yüz sayfa, ama sahneler ağır. Han Kang bunları soğuk bir dille yazıyor ve soğukluk etkiyi azaltmıyor, artırıyor.

İyi hissetmek için okunacak bir kitap değil. Ama bitirdikten sonra bir şey bırakıyor ve o şey kolay çıkmıyor.

2016 Uluslararası Booker'ı aldı; Han Kang 2024'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü.