İmkânsızın Şarkısı
Haruki Murakami
Bir şarkı bir adamı yirmi yıl öncesine götürüyor. Kayıp, yas ve hayatta kalanın taşıdığı ağırlık üzerine.
Bu yazıda 4 bölüm var
Toru bir uçakta bir şarkı duyuyor ve yirmi yıl öncesine dönüyor.
Lise yıllarında en yakın arkadaşı Kizuki intihar etti. Geriye Kizuki'nin sevgilisi Naoko kaldı ve Toru ile Naoko birbirlerini o boşluğun içinde buldular.
Kitabın konusu
Yüzeyde bir aşk üçgeni: Toru, Naoko ve daha sonra tanıştığı Midori.
Altında yas var. Kitap, geride kalanların ne yaptığını anlatıyor.
Naoko iyileşmiyor. Bir sağlık merkezine yerleşiyor, Toru onu ziyaret ediyor, aralarında bir şey kurulmuyor ama ikisi de bırakamıyor.
Midori ise hayatta olan taraf: canlı, doğrudan, bugünü isteyen biri.
Toru ikisi arasında kalıyor ve bu bir aşk seçimi olmaktan çok bir hayat seçimi: ölüye sadık kalmak ile yaşamaya devam etmek arasında.
Yaklaşımı
Murakami yası bir aşama listesi olarak anlatmıyor.
Kitapta insanlar iyileşmiyor, ya da düzensiz iyileşiyor. Aylarca iyi giden biri bir anda çöküyor. Toru bunu anlamıyor ve kitap da açıklamıyor.
En sık alıntılanan cümlesi ölümün yaşamın karşıtı olmadığını, onun bir parçası olarak var olduğunu söylüyor. Kitabın bütün duruşu bu cümlede.
Okuması nasıl
Dört yüz sayfa civarı ve Murakami'nin en kolay okunan kitaplarından biri.
Diğer romanlarındaki fantastik öğeler burada yok; düz bir gerçekçi anlatı.
Dili sade, bölümler kısa, aralıklı okumaya uygun.
Duygusal olarak ağır. Sürükleyici ama yatıştırıcı değil.
Müzik kitabın içinde sürekli var: Beatles, caz, klasik. Adını taşıyan şarkı da romanın merkezinde duruyor.
Zor bir dönemdeysen başka bir zamana bırak; bu kitap seni iyi hissettirmeyecek.
Bende ne bıraktı
Bu kitabı okuduktan sonra bir süre başka bir şey okuyamadım.
Beni tutan şey aşk üçgeni değildi. Murakami'nin yası anlatma biçimi oldu.
Kitapta insanlar iyileşmiyor. Ya da düzensiz iyileşiyor. Aylarca iyi giden biri bir anda çöküyor ve kimse nedenini bilmiyor. Toru anlamıyor, kitap da açıklamıyor.
Bu, okuduğum çoğu şeyden farklıydı. Yas genelde aşamalar hâlinde anlatılıyor: şu gelir, sonra bu gelir, sonra kabul edersin. Murakami böyle bir sıra vermiyor. Naoko iyi bir hafta geçiriyor, sonra dibe iniyor, sonra tekrar iyi oluyor ve sonunda iyileşmiyor.
Dalgalanmanın kendisini bir bozukluk gibi değil, seyrin kendisi gibi yazması bende kaldı. Kendi iyi ve kötü haftalarımı düşündüm. İyi bir haftanın ardından gelen kötü hafta, iyi haftanın yalan olduğu anlamına gelmiyor.
Toru'nun Naoko ile Midori arasında kalması da bir aşk seçimi gibi okunuyor ama bence değil. Ölüye sadık kalmakla yaşamaya devam etmek arasında bir seçim.
Midori'yi sevdim. Canlı, doğrudan, bugünü isteyen biri. Kitapta hayatta olan taraf o ve Toru'nun ona doğru gidememesi en can sıkıcı kısımdı.
Bir uyarı: kitapta intihar merkezî bir yer tutuyor ve birden fazla karakteri etkiliyor. Ben iyi bir dönemde okudum ve yine de zorlandım. Kötü bir dönemdeysen bunu erteleme listene koy.