İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerine

Olga Tokarczuk

Kimsenin ciddiye almadığı yaşlı bir kadın anlatıyor. Polisiye gibi başlıyor, bambaşka bir yere gidiyor: görmezden gelinmenin ne yaptığına.

2 dakika okuma
Bu yazıda 5 bölüm var

Anlatıcı Janina Duszejko. Emekli, yaşlı, bir dağ köyünde yalnız yaşıyor. Astrolojiye inanıyor, hayvanları seviyor, insanlara kendi uydurduğu isimleri veriyor.

Ve kimse onu ciddiye almıyor.

Nasıl kuruluyor

Köyde avcılar ölmeye başlıyor. Janina polise gidiyor ve bir açıklama sunuyor: hayvanlar intikam alıyor.

Polis onu dinliyormuş gibi yapıp gönderiyor. Dilekçeler yazıyor, cevap gelmiyor. Toplantılarda söz alıyor, gülüp geçiyorlar.

Kitabın yaptığı asıl iş burada. Bir insanın söyledikleri, söyledikleri yüzünden değil, kim olduğu yüzünden dinlenmiyor. Yaşlı, kadın, tuhaf ve tek başına. Bu dört sıfat, cümlelerinin ağırlığını sıfırlıyor.

Okur da bir süre onlarla birlikte gülüyor. Tokarczuk bunu bilerek yapıyor.

Sonda ne oluyor

Katil Janina.

Bu bilgi geriye dönüp bütün kitabı değiştiriyor. Az önce tuhaf bulduğun cümleler artık başka bir şeye benziyor. Kimse onu dinlemedi ve bütün cevaplar boyunca oradaydı.

Kitabın soğuk tarafı da burada: dinlenmiş olsaydı ne değişirdi sorusunu ortada bırakıyor.

Neyle ilgili

Yüzeyde bir polisiye. Altında birkaç şey birden var:

Görmezden gelinmek. Bir insanın nasıl konuşulan bir şeye dönüştüğü, konuşan bir kişi olmaktan çıktığı.

Hayvanlar. Tokarczuk hayvan hakları meselesini bir tez gibi anlatmıyor; anlatıcının dünyayı gördüğü biçimin içine yerleştiriyor.

Tuhaflığın bedeli. Janina'nın söyledikleri gerçekten garip. Kitap bunu inkâr etmiyor. Sorduğu şey şu: garip olmak, dinlenmemeyi hak ettiriyor mu?

Tokarczuk 2018 Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Bu kitap onun en erişilebilir metinlerinden biri.

Okuması nasıl

Üç yüz sayfa civarı ve akıp gidiyor. Bölümler kısa.

Anlatıcının sesi kitabın en güçlü tarafı: kararlı, alaycı, bazen komik. Büyük harfle yazdığı kelimeler, astroloji hesapları, William Blake alıntıları.

Zorlanılan yer genellikle astroloji bölümleri oluyor. Onları tam anlamak gerekmiyor; anlatıcının kafasının nasıl çalıştığını gösteriyorlar.

Polisiye beklentisiyle başlanırsa hayal kırıklığı olabiliyor. Çözüm kitabın amacı değil.

Bende ne bıraktı

Bu kitap beni suçüstü yakaladı ve o yüzden unutmuyorum.

Janina'yı okurken bir noktada ben de gülüyordum. Astroloji hesapları, büyük harflerle yazdığı kelimeler, hayvanlara verdiği isimler. Sevimli bir tuhaflık gibi geliyordu. Onu ciddiye almadan seviyordum, ki bu zaten kitabın anlattığı şeyin ta kendisi.

Sonu öğrendiğimde geriye dönüp bakmak zorunda kaldım. Bütün cevaplar oradaydı. Kimse dinlemedi ve ben de dinlemedim.

Beni asıl rahatsız eden yer, polisin onu geri çevirdiği sahneler. Söyledikleri yanlış olduğu için değil, kim olduğu için dinlenmiyor. Yaşlı. Kadın. Yalnız. Garip. Bu dört kelime bir insanın cümlelerini geçersiz kılmaya yetiyor ve bunu görmek için polis olmaya gerek yok; hepimiz gün içinde bunu yapıyoruz.

Bir doktor odasında dinlenmediğini hissetmiş herkes bu kitabı başka türlü okur. Anlattığın şeyin, anlattığın kişi olduğun için hafiflemesi. Cümlenin havada asılı kalması.

Tokarczuk bunu bir tez gibi kurmuyor, sana yaptırıyor. Kitabın hüneri bu ve bence en iyi yaptığı şey.

Bir de şu var: kitap Janina'yı haklı çıkarmıyor. Katil o ve bunu hafifletmiyor. Sorduğu soru daha dar ve daha rahatsız edici: dinlenmiş olsaydı ne değişirdi? Cevabı vermiyor. Ben de veremiyorum.