İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Suç ve Ceza

Fyodor Dostoyevski

Bir öğrenci bir cinayet işliyor ve kitabın geri kalanı bunu kendine açıklamaya çalışmasıyla geçiyor. Suçluluğun içeriden anlatımı.

2 dakika okuma
Bu yazıda 5 bölüm var

Raskolnikov yoksul bir öğrenci. Bir tefeciyi öldürüyor. Cinayet kitabın başında oluyor ve kim yaptığı en baştan belli.

Geriye kalan altı yüz sayfa, bir insanın kendi yaptığı şeyle baş etmeye çalışmasını anlatıyor.

Neden öldürüyor

Raskolnikov'un bir kuramı var: bazı insanlar sıradan ahlakın dışında durur, büyük işler yapmak için kural çiğneyebilir.

Cinayeti bu kuramı sınamak için işliyor. Kendisinin o "bazı insanlar"dan olup olmadığını öğrenmek istiyor.

Cevap hemen geliyor: değil. Ve kitabın asıl konusu bu cevapla yaşamak.

Suçluluk nasıl anlatılıyor

Dostoyevski'nin yaptığı şey, suçluluğu bir duygu olarak değil bir hastalık gibi anlatmak.

Raskolnikov ateşleniyor, günlerce yatıyor, sayıklıyor. Sokakta yürürken herkesin bildiğini sanıyor. Sonra kendini ele verecek şeyler yapıyor: polise gidip konuyu açıyor, olay yerine dönüyor.

Bu, akıl dışı davranışlar gibi görünüyor. Kitap onları içeriden bakıldığında gayet mantıklı hâle getiriyor.

Bir şeyi saklamanın, saklanan şeyden daha çok yorduğu bir tablo bu.

Sonya

Kitabın diğer yarısı Sonya'ya ait. Ailesini geçindirmek için fuhuş yapan genç bir kadın.

Raskolnikov ona itiraf ediyor ve Sonya onu yargılamıyor. Kitabın bütün ağırlığına karşı duran tek şey bu sahne.

Dostoyevski'nin cevabı burada ve tartışmalı: kurtuluş, cezayı kabul etmekten ve birinin seni yargılamadan görmesinden geçiyor.

Okuması nasıl

Uzun ama sanıldığı kadar zor değil. Aslında bir gerilim romanı gibi işliyor: müfettiş Porfiriy ile Raskolnikov arasındaki konuşmalar kitabın en sürükleyici kısmı.

Zorlayan taraf, karakterlerin uzun uzun konuşması ve Rus isimlerinin çokluğu. Baskılarda genellikle bir isim listesi bulunuyor; ona bakmaktan çekinme.

Çeviri seçimi fark yaratıyor. Farklı çevirilerin cümle ritmi belirgin biçimde değişiyor; kitapçıda ilk sayfayı okuyup seçmek işe yarıyor.

Karanlık bir kitap ama umutsuz değil. Zor bir dönemdeysen bilerek başla.

Bende ne bıraktı

Bu kitapta beni asıl tutan şey cinayet değildi. Cinayetten sonraki hâl oldu.

Raskolnikov ateşleniyor, günlerce yatıyor, sokakta herkesin bildiğini sanıyor. Sonra kendini ele verecek şeyler yapıyor: olay yerine dönüyor, polise gidip konuyu açıyor. Dışarıdan bakınca akıl dışı. İçeriden bakınca gayet mantıklı ve Dostoyevski bunu mantıklı hâle getirmeyi başarıyor.

Beni düşündüren şey şuydu: sakladığı şey onu, saklanan şeyden daha çok yoruyor.

Bunu ölçekli olarak tanıyorum. Cinayetten bahsetmiyorum tabii. Ödenmemiş bir fatura, cevaplanmamış bir mesaj, üç haftadır ertelenen bir telefon. Yapılmamış olan şey iki dakikalık, ama onu taşımak haftalarca sürüyor. Zarfı açmadığın sürece içindeki şey büyüyor.

Raskolnikov'un kuramı da ilginç geldi. Kendisinin özel biri olup olmadığını sınamak için o cinayeti işliyor. Yani asıl mesele kurbanı değil, kendi hakkındaki soru. Cevap hemen geliyor ve cevap "hayır" ve kitabın geri kalanı o cevapla yaşamak.

Sonya kısmında ikiye bölündüm. Dostoyevski'nin cevabı, birinin seni yargılamadan görmesi. Buna inanıyorum. Ama kitabın onu bir kurtuluş formülüne çevirmesi bana fazla düzenli geldi.

Yine de sekiz yüz sayfa boyunca kalan şey şu: bir şeyi tek başına taşımak, o şeyin ağırlığını ikiye katlıyor. Sonya'nın yaptığı tek şey dinlemek ve kitapta işe yarayan tek şey de o.