Böyle Buyurdu Zerdüşt
Friedrich Nietzsche
Felsefe kitabı gibi durmuyor; şiir gibi yazılmış. Değerlerin dışarıdan gelmediği bir dünyada ne yapılacağı üzerine.
Bu yazıda 6 bölüm var
Zerdüşt dağdan iniyor ve insanlara bir şey anlatmaya çalışıyor.
Kitap bölümler hâlinde ilerliyor ve her bölüm bir konuşma. Argüman yok, benzetme var. Bu yüzden felsefe metni bekleyen okuru şaşırtıyor.
Merkezdeki fikir
Nietzsche'nin çıkış noktası şu: dışarıdan verilen değerler artık taşımıyor.
"Tanrı öldü" cümlesi bir zafer ilanı olarak okunuyor ama Nietzsche'de bir kayıp bildirimi. Ortada bir boşluk kalmış durumda ve o boşluğun doldurulması gerekiyor.
Doldurma işini kimse senin yerine yapmıyor. Kitabın zorluğu burada: kendi değerlerini kendin kuracaksın ve bunun garantisi yok.
Üç dönüşüm
Kitabın başındaki bölüm, en açık ve en kullanışlı parçalarından biri.
Nietzsche üç aşama tarif ediyor:
Deve. Yükü taşıyan. "Yapmalısın" diyen her şeyi kabul edip sırtına alan.
Aslan. Reddeden. "Hayır" diyebilen. Ama yalnızca yıkabiliyor; yerine bir şey koyamıyor.
Çocuk. Yeniden başlayan. Yeni bir şey kurabilen, oyun kurabilen.
Bu sıralama, dışarıdan gelen bütün "yapmalısın"ları taşımaktan yorulmuş biri için okunaklı bir harita. Reddetmek bir aşama; ama son aşama değil.
Bengi dönüş
Kitabın en zorlu fikri.
Nietzsche şunu soruyor: hayatının aynısını, bütün acılarıyla, sonsuz kez yeniden yaşamak zorunda kalsan ne hissederdin?
Bu bir kozmoloji iddiası olarak değil, bir sınav olarak okunuyor. Cevabın, hayatınla kurduğun ilişkiyi gösteriyor.
Kötüye kullanımı
Nietzsche'nin metinleri ölümünden sonra, kız kardeşi tarafından derlenip çarpıtılarak yayımlandı ve Nazi ideolojisi tarafından sahiplenilmeye çalışıldı.
Bu, metnin kendisinde olan bir şey değil. Nietzsche milliyetçiliğe ve antisemitizme açıkça karşı çıkmıştı.
Yine de kitabın "üstinsan" gibi kavramları kolayca yanlış okunabiliyor. Bir güç övgüsü olarak değil, kendi değerini kurabilen kişi olarak okunması gerekiyor.
Okuması nasıl
Zor, ama alışıldığı sanılan biçimde değil.
Cümleleri kısa ve şiirsel. Anlaşılmayan şey kelimeler olmuyor, neyin kastedildiği oluyor.
Öneriler:
- Baştan sona anlamaya çalışma. Bazı bölümler yıllar sonra açılıyor.
- Bölüm bölüm oku. Her biri bağımsız.
- Sesli okumayı dene. Ritmi metnin bir parçası.
- İyi bir sonsöz ya da giriş yazısı olan baskı seç; bağlam olmadan çok daha zor.
Dört yüz sayfa civarı ve bölerek okunmaya uygun.
Bende ne bıraktı
Bu kitabı anlamadım ve buna rağmen bir bölümü yıllardır aklımda.
Üç dönüşüm bölümü. Deve, aslan, çocuk.
Deve yükü taşıyor. "Yapmalısın" diyen her şeyi kabul edip sırtına alıyor. Aslan reddediyor, "hayır" diyebiliyor ama yalnızca yıkabiliyor. Çocuk yeniden başlıyor, yeni bir şey kurabiliyor.
Bu sıralama bana bir harita gibi geldi.
Uzun süre deveydim. Dışarıdan gelen bütün "yapmalısın"ları taşıdım ve taşıyamadığım için kendimi kusurlu buldum. Sonra reddetmeyi öğrendim ve bir süre bunun kurtuluş olduğunu sandım.
Nietzsche'nin söylediği şey ise şu: reddetmek bir aşama, son aşama değil. Aslan yıkıyor ama yerine bir şey koyamıyor. Ve o noktada kalmak da bir tür tıkanma.
Bu bende kaldı çünkü bir yerde takıldığımı fark ettirdi.
Bengi dönüş fikri ise beni rahatsız etti ve sanırım rahatsız etmesi gerekiyordu. Hayatının aynısını, bütün acılarıyla, sonsuz kez yaşamak zorunda kalsan ne hissederdin? Cevabım hemen gelmedi ve gelmemesi bir bilgi.
Kitabın biçimiyle boğuştum. Felsefe metni beklerken şiir buldum. Argüman yok, benzetme var. Anlaşılmayan şey kelimeler değil, neyin kastedildiği.
Bir öneri: baştan sona anlamaya çalışma. Ben bunu yapmaya çalıştığım için ilk denememde bıraktım. İkincide bölüm bölüm okudum ve bazı bölümlerin yıllar sonra açılacağını kabul ettim.
İyi bir sonsöz yazısı olan bir baskı seç. Bağlam olmadan çok daha zor.