İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Böyle Buyurdu Zerdüşt

Friedrich Nietzsche

Anlamadım, yine de deve-aslan-çocuk bölümü yıllardır aklımda. Reddetmek bir aşama, son aşama değil: aslan yıkıyor ama yerine bir şey koyamıyor.

3 dakika okuma

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 8 bölüm var

Bu kitabı anlamadım. Buna rağmen bir bölümü yıllardır aklımda.

Ne tür bir kitap

Zerdüşt otuz yaşında dağa çıkıyor. On yıl orada kalıyor. Sonra iniyor ve insanlara bir şey anlatmaya çalışıyor.

Kimse dinlemiyor. Bir kasabada üstinsandan bahsediyor, kalabalık gülüyor. Sonra kendine öğrenciler buluyor, sonra onları da terk ediyor.

Kitap dört bölüm ve her bölüm kısa konuşmalardan oluşuyor. Argüman yok, benzetme var. Sistematik bir felsefe metni bekleyen okuru şaşırtan şey bu: kitap daha çok kutsal metin taklidi gibi yazılmış, hatta İncil'in üslubuyla dalga geçiyor.

Aklımda kalan bölüm

Üç dönüşüm. Kitabın en başında ve en açık yeri.

Deve yükü taşıyor. “Yapmalısın” diyen her şeyi kabul edip sırtına alıyor. En ağır olanı seçiyor, çünkü taşımak bir erdem sayılıyor.

Aslan reddediyor. “Yapmalısın”a karşı “istiyorum” diyor. Özgürlüğü kazanıyor ama yalnızca yıkabiliyor; yerine bir şey koyamıyor.

Çocuk yeniden başlıyor. Masumiyet, unutma, yeni bir başlangıç. Kendi değerlerini kurabiliyor.

Bu sıralama bana bir harita gibi geldi.

Neden

Uzun süre deveydim.

Dışarıdan gelen bütün “yapmalısın”ları taşıdım ve taşıyamadığım için kendimi kusurlu buldum. Listeyi ben yapmamıştım ama listeyi bitirememek benim suçumdu.

Sonra reddetmeyi öğrendim ve bir süre bunun kurtuluş olduğunu sandım. Hayır demek, taahhüt vermemek, beklentiyi baştan kesmek.

Nietzsche'nin söylediği şey şu: reddetmek bir aşama, son aşama değil.

Aslan yıkıyor ama yerine bir şey koyamıyor ve o noktada kalmak da bir tıkanma. Kendini yalnızca reddettiği şeylerle tanımlayan biri, hala o şeylere bağlı.

Bunu okuduğumda bir yerde takıldığımı fark ettim ve fark etmek işe yaradı.

Merkezdeki kayıp

“Tanrı öldü” cümlesi bir zafer ilanı gibi dolaşıyor. Nietzsche'de bir kayıp bildirimi.

Dışarıdan verilen değerler artık taşımıyor, ortada bir boşluk kalmış. Kitabın bir yerinde bunu bizim yaptığımız söyleniyor ve altından kalkıp kalkamayacağımız soruluyor.

Doldurma işini kimse senin yerine yapmıyor.

Kitabın zorluğu burada: kendi değerlerini kendin kuracaksın ve bunun garantisi yok. Yanlış kurabilirsin de ve bunu sana kimse söylemeyecek.

Rahatsız eden fikir

Bengi dönüş. Kitabın en ağır yeri ve Zerdüşt bile onu söylemekte zorlanıyor; bir bölüm boyunca hastalanıyor.

Fikir şu: hayatının aynısını, bütün acılarıyla, hiçbir şey değişmeden, sonsuz kez yeniden yaşamak zorunda kalsan ne hissederdin?

Bunu bir kozmoloji iddiası gibi değil, bir sınav gibi okumak gerek. Verdiğin cevap, hayatınla kurduğun ilişkiyi gösteriyor.

Cevabım hemen gelmedi. Gelmemesi de bir bilgi.

Son insan

Az konuşulan ama bence en isabetli bölüm.

Zerdüşt üstinsandan bahsediyor, kalabalık gülüyor. Sonra “son insan”ı anlatıyor: hiçbir şey istemeyen, risk almayan, küçük hazlarla yetinen, hastalanmaktan korkan, herkesin aynı olduğu bir insan tipi.

Kalabalık bunu duyunca coşuyor: “Bize o son insanı ver!”

Huxley'i okuduktan sonra bu bölüm bambaşka bir yere oturdu.

Kötüye kullanımı

Nietzsche'nin metinleri ölümünden sonra kız kardeşi Elisabeth tarafından derlenip çarpıtıldı. Elisabeth antisemit bir hareketin içindeydi ve kardeşinin notlarını kendi görüşlerine göre düzenledi.

Nazi ideolojisi bu düzenlenmiş hali sahiplendi.

Bu çarpıtma metnin kendisinden gelmiyor. Nietzsche milliyetçiliğe ve antisemitizme açıkça karşı çıkmıştı; kız kardeşiyle bu yüzden araları bozulmuştu.

Yine de “üstinsan” gibi kavramlar kolayca yanlış okunuyor. Oysa bir güç övgüsü olarak değil, kendi değerini kurabilen kişi olarak okunmalı.

Nasıl okunur

İki denemem oldu. Birincisinde baştan sona anlamaya çalıştım ve bıraktım.

İkincide bölüm bölüm okudum ve bazı bölümlerin yıllar sonra açılacağını kabul ettim. Anlamadığım yerlerde durmadım.

Bir de: iyi bir sonsöz yazısı olan bir baskı seç. Bağlam olmadan çok daha zor.

Sesli okumayı dene. Ritmi metnin bir parçası ve gözle okurken kayboluyor.

Dört yüz sayfa civarı ve bölerek okumaya elverişli.