Hızlı ve Yavaş Düşünme
Daniel Kahneman
Kitap beni defalarca yakaladı. Asıl önemlisi sondaki itiraf: bunları bilmek hatayı önlemiyor, çözüm düşünmeyi gerektirmeyecek bir yapı kurmakta.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 7 bölüm var
Kahneman zihni ikiye ayırıyor.
Sistem 1 hızlı, otomatik, çabasız. Bir yüzün öfkeli olduğunu anlamak, iki artı ikiyi hesaplamak, tanıdık bir yolda araba kullanmak. Kapatılamıyor; sen istemesen de çalışıyor.
Sistem 2 yavaş, çabalı, dikkat isteyen. On yedi çarpı yirmi dört. Bir vergi formu. Kalabalıkta belli bir yüzü aramak.
Kitabın konusu, birincinin ikinciyi ne kadar sık devre dışı bıraktığı.
Defalarca yakalandım
Kahneman'ın yapısı şu: önce bir soru soruyor, sen cevaplıyorsun, sonra neden yanıldığını açıklıyor.
Ben neredeyse her seferinde yanıldım.
En bilineni: bir beyzbol sopası ve top toplam 1,10 lira. Sopa toptan 1 lira pahalı. Top kaç lira?
Aklıma gelen ilk cevap yanlıştı ve doğrusunu bulmak için durup hesaplamam gerekti. Kahneman'ın anlattığı tam olarak bu: bir cevap kendiliğinden geliyor ve o cevabı kontrol etmek ayrı bir çaba istiyor.
Bir yanılgıyı okumak ile onu kendinde görmek arasında büyük fark var. Kitabın gücü burada ve bu yüzden özetini okumak yetmiyor.
Bende en çok karşılığı olanlar
Çıpalama. Ortada duran bir sayı, tamamen alakasız olsa bile sonraki tahminini etkiliyor. Pazarlıkta ilk söylenen fiyatın neden bu kadar önemli olduğu buradan anlaşılıyor.
Mevcudiyet. Aklına kolay gelen şeyi daha sık sanıyorsun. Uçak kazası haberlerinden sonra uçmaktan korkmak.
Kayıptan kaçınma. Aynı miktarı kaybetmek, kazanmaktan yaklaşık iki kat daha ağır geliyor. Bir şeyi bırakmanın neden bu kadar zor olduğunu açıklıyor.
Planlama yanılgısı. İnsanlar işlerin ne kadar süreceğini sistematik olarak az tahmin ediyor. Bu bende zaten bilinen bir sorundu; herkeste olduğunu öğrenmek tuhaf biçimde rahatlatıcı oldu.
Deneyimleyen ben ile hatırlayan ben. Bir deneyimi yaşarken hissettiğin ile sonradan hatırladığın aynı şey değil. Hatırlama, zirveye ve sona bakıyor; ortadaki sürenin uzunluğu neredeyse hiç sayılmıyor.
Bu sonuncusu kitabın en düşündürücü fikri bence. Bir tatilin ya da bir haftanın “nasıl geçtiği” ile “nasıl hatırlandığı” ayrılıyor ve hangisine göre karar vereceğin belli değil.
Asıl önemli olan sondaki itiraf
Kahneman diyor ki: bunları bilmek, kendi hatalarını önlemeye pek yaramıyor.
Sistem 1'in yanılgıları, bilindiği halde devam ediyor. Beş yüz sayfa okuyorsun ve ertesi gün aynı tuzağa düşüyorsun. Kahneman kendisinin de düştüğünü yazıyor.
Bu cümle bana çok tanıdık geldi. Neyi yanlış yaptığımı biliyorum. Bilmek yetmiyor.
Onun yerine önerdiği
Kendi anlık kararına güvenmemeyi bir sistem haline getirmek.
Kontrol listeleri. Önceden belirlenmiş ölçütler. Karar öncesi yazılı kriterler. Bir işe alım görüşmesinde soruları önceden yazmak ve her adaya aynısını sormak.
Bir de “ölüm öncesi otopsi” diye bir teknik: karar verilmeden önce ekibe “bir yıl geçti ve bu proje tam bir felaket oldu, ne oldu?” diye sormak. İnsanlar kararı savunmayı bırakıp gerçek riskleri söylüyor.
Yani çözüm daha iyi düşünmek değil, düşünmeyi gerektirmeyecek bir yapı kurmak.
Bunu başka bir yerden zaten biliyordum: hafızama güvenemediğim için yazıyorum, zaman algıma güvenemediğim için alarm kuruyorum. Kahneman aynı mantığı karar verme tarafına uyguluyor ve başka bir dille görmek iyi geldi.
Bilerek okunması gereken şey
Kitabın bazı bölümleri, özellikle sosyal hazırlama etkisini anlatan kısımlar, yayımlandıktan sonra ciddi biçimde tartışıldı ve o çalışmaların bir bölümü tekrarlanamadı.
Kahneman bunu kendisi kabul etti ve o bölümde fazla emin konuştuğunu açıkça yazdı.
İronik olan şu: bu da kitabın kendi tezinin bir örneği. Güçlü anlatılan bir bulguya fazla inanmak; küçük örneklemden büyük sonuç çıkarmak.
Omurga, yani karar verme yanılgıları kısmı, bu tartışmadan büyük ölçüde etkilenmedi. Ama ayrımı bilerek okumak gerekiyor.
Amos Tversky
Kitabın arkasında ikinci bir isim var: Kahneman'ın uzun yıllar birlikte çalıştığı Amos Tversky.
Bu çalışmaların çoğu ikisinin ortak işi. Tversky 1996'da öldü; Kahneman Nobel'i 2002'de aldı ve ödül ölümünden sonra verilmediği için Tversky alamadı.
Kahneman kitabın birçok yerinde ondan söz ediyor ve bu bölümler kitabın en sıcak yerleri.
Nasıl okudum
Beş yüz sayfayı baştan sona okumaya çalışmadım.
Bölümler kısa ve her biri tek bir kavram anlatıyor. Aralıklı okumaya en uygun kitaplardan biri.
Arka arkaya çok bölüm okuyunca kavramlar birbirine karışıyor; günde bir iki bölüm daha iyi oturdu.