Cesur Yeni Dünya
Aldous Huxley
1984'ten sonra okudum ve daha çok korkuttu. Orwell'de düzen korkuyla kuruluyor, Huxley'de hazla: kimse zorlanmıyor çünkü kimse başka bir şey istemiyor.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 10 bölüm var
Bu dünyada kimse acı çekmiyor. Hastalık yok, yaşlanma yok, yoksulluk yok, savaş yok.
Kimse isyan etmiyor, çünkü isyan edecek bir şey yok.
Nasıl kurulmuş
İnsanlar laboratuvarda üretiliyor. Anne baba diye bir şey yok; bu kelimeler müstehcen sayılıyor.
Doğmadan önce hangi sınıfa ait olacakları belirleniyor: Alfa, Beta, Gama, Delta, Epsilon. Alt sınıfların gelişimi kimyasal olarak sınırlandırılıyor, çünkü basit işleri yapacak insanların fazla düşünmesi istenmiyor.
Uyurken telkin veriliyor. Çocuklar yıllarca, geceleri, kendi sınıflarından memnun olmalarını söyleyen cümleleri dinliyor.
Cinsellik serbest ve zorunlu gibi: bir kişiyle uzun süre birlikte olmak ayıp sayılıyor. Bağlanmak hastalık.
Mutsuz olan soma alıyor. Yan etkisiz, bağımlılık yapmayan, huzursuzluğu anında silen bir hap.
1984'ten sonra okudum
Ve daha çok korkuttu.
Orwell'de düzen korkuyla kuruluyor. Görüyorsun, tanıyorsun, karşı çıkacak bir şey var. Gözetim var, işkence var, yasak var; hepsi düşman olarak işaretlenebiliyor.
Huxley'de düzen hazla kuruluyor ve karşı çıkacak bir şey yok. Kimseyi zorlamak gerekmiyor, çünkü kimse başka bir şey istemiyor.
Bir sistemin en sağlam hali, insanların onu sevdiği hal.
Sıkılmanın yasak olması
Beni asıl durduran ayrıntı bu.
Bu dünyada boş bir an bırakılmıyor. İnsanlar sürekli bir yerde: engelli golf, hissi sinema, akşam partileri, kolektif ayinler.
Sıkılan insan soma alıyor.
Sebebi açık: boş bir anda insan kendi hayatını düşünmeye başlayabilir ve düzen bunu istemiyor.
Bunu okurken telefonuma baktım.
Sırada beklerken, asansörde, yemek yaparken, yürürken, tuvalette. Boş bir an bırakmıyorum. Sıkılmayı beceremediğimden değil, sıkılmaya fırsat vermediğimden.
Huxley'nin anlattığı şeyin bir hap gerektirmediğini düşünüyorum. Cebimde duruyor ve kimse beni zorlamadı.
Rahatsızlığı hemen silmek
Kitaptaki hap her huzursuzluğu anında ortadan kaldırıyor.
Sorun şu: huzursuzluk bazen bir bilgi taşıyor. Bir şeyin yanlış gittiğini, bir kararın hatalı olduğunu, bir ilişkinin yürümediğini.
Rahatsızlığı silince o bilgiyi de siliyorsun.
Kitabın bende bıraktığı en kullanışlı fikir bu oldu. Bilim kurgudan çıkıp gündelik hayata çok kolay taşınıyor.
Bernard ve Helmholtz
İki karakter sisteme tam uymuyor.
Bernard Alfa ama kısa boylu; bir üretim hatası olduğu söyleniyor. Dışlanmışlığı onu eleştirel yapıyor, ama bu sahte bir eleştirellik. Kabul görme fırsatı doğduğu anda bütün itirazlarını unutuyor.
Huxley bu karakteri çok iyi kurmuş: sisteme itiraz eden çoğu insanın aslında sistemde daha iyi bir yer istediğini söylüyor.
Helmholtz ise gerçekten farklı. Her şeye sahip, çok başarılı ve tatminsiz. Yazmak istiyor ama yazacak bir şey yok, çünkü bu dünyada acı yok ve acı olmadan sanat olmuyor.
Sonunda sürgüne gönderiliyor ve sürgünü seviyor.
John
Düzenin dışında, “vahşiler” için ayrılmış bir bölgede büyümüş biri. Annesi bu dünyadan, kaza sonucu orada kalmış.
Shakespeare okuyarak büyümüş, elindeki tek kitap o.
“Uygar” dünyaya getiriliyor ve bir gösteri nesnesi oluyor.
Acı çekme hakkını istiyor. Hastalanmayı, yaşlanmayı, mutsuz olmayı, sevdiği için üzülmeyi.
İlk okuduğumda bu talep bana abartılı geldi. Sonra düşündüm: acısız bir hayat, hayat sayılır mı sorusunu ben cevaplayamıyorum, ama sorunun ciddi bir soru olduğunu kabul ediyorum.
Mustafa Mond
Kitabın en iyi bölümü, John ile Dünya Denetçisi arasındaki uzun konuşma.
Mond her şeyi biliyor. Shakespeare okumuş, bilimi anlıyor, sistemin bedelini biliyor. Ve bilerek savunuyor.
Argümanı basit: bir yanda mutluluk, öbür yanda sanat, bilim ve gerçek vardı ve mutluluk seçildi. İnsanlar bunu istiyor.
Bu bölümde Huxley iki tarafa da en güçlü cümlelerini veriyor ve bir taraf tutmuyor. Kitabın felsefi ağırlığı orada.
Son
John kendini bir deniz fenerine kapatıyor, kendini kırbaçlıyor, arınmaya çalışıyor.
Bir gazeteci onu buluyor, film çekiyor ve John bir turistik gösteriye dönüşüyor.
Kalabalıklar geliyor. Sonunda kendini asıyor.
Huxley bir çözüm önermiyor ve önermemesi doğru.
Yaşı belli olan yerler
1932'de yazıldı. Bazı öngörüleri fazla isabetli, bazı yerleri ise çağının önyargılarını taşıyor: sınıfı, ırkı ve kadınları anlatan bölümlerde bugün rahatsız edici cümleler var. “Vahşiler” bölümü özellikle sorunlu.
Bunları aklında tutarak okumalısın. Kitabın merkezi fikri ayakta, çevresi değil.
Nereden başlanır
İlk iki bölüm bilgi yüklü: üretim süreci, sınıflar, koşullandırma yöntemleri. Bir fabrika gezisi biçiminde anlatılıyor ve kuru geliyor.
O eşiği geç. Sonrası hızlı ve üç yüz sayfa civarı.