Cesur Yeni Dünya
Aldous Huxley
Herkesin mutlu olduğu bir dünya. Baskıyla değil, hazla kurulan bir düzenin neye mal olduğu.
Bu yazıda 5 bölüm var
Bu dünyada kimse acı çekmiyor. Hastalık yok, yaşlanma yok, yoksulluk yok.
İnsanlar laboratuvarda üretiliyor ve doğmadan önce hangi sınıfa ait olacakları belirleniyor. Mutsuz olan bir hap alıyor ve geçiyor.
Kimse isyan etmiyor, çünkü isyan edecek bir şey yok.
1984 ile farkı
Bu iki kitap sık birlikte anılıyor ve tam tersi şeyler anlatıyorlar.
Orwell'in dünyasında düzen korkuyla kuruluyor: gözetim, işkence, yasak.
Huxley'nin dünyasında düzen hazla kuruluyor: eğlence, rahatlık, sınırsız erişim. Kimseyi zorlamak gerekmiyor, çünkü kimse başka bir şey istemiyor.
İkisi arasında hangisinin daha isabetli çıktığı hâlâ tartışılıyor. Huxley'nin tarafı, dikkatin ve isteğin nasıl yönlendirildiğini düşünenlere daha tanıdık geliyor.
Bedeli ne
Bu dünyada olmayan şeyler: sanat, derin ilişki, aile, dinî inanç, tek başına kalma, sıkılma.
Sıkılmanın yasak sayılması ilginç bir ayrıntı. Boş bir an, insanın kendi hayatını düşünmesine yol açabiliyor ve düzen bunu istemiyor.
Kitaptaki hap her rahatsızlığı anında siliyor. Rahatsızlığı hemen ortadan kaldırmak, onun neyi işaret ettiğini de ortadan kaldırıyor.
Vahşi
Dışarıda, düzenin dışında yaşayan bir grup var. Oradan gelen John, "uygar" dünyaya getiriliyor.
John acı çekme hakkını istiyor. Hastalanmayı, yaşlanmayı, mutsuz olmayı.
Kitabın merkezindeki tartışma bu: acısız bir hayat, hayat sayılır mı?
Sonunda John dayanamıyor.
Okuması nasıl
Üç yüz sayfa civarı, hızlı okunuyor.
İlk bölümler bilgi yüklü: üretim süreci, sınıflar, koşullandırma. Biraz kuru geliyor ama gerisi için gerekli.
Ortada John ile yöneticinin uzun bir tartışması var; kitabın fikirsel merkezi orası.
Dili sade, bölümler kısa.
1932'de yazıldı. Bugünden bakıldığında bazı öngörüleri fazla isabetli, bazı yerleri ise çağının önyargılarını taşıyor.
Bende ne bıraktı
Bu kitabı 1984'ten sonra okudum ve daha çok korkuttu.
Orwell'de düzen korkuyla kuruluyor. Görüyorsun, tanıyorsun, karşı çıkacak bir şey var. Huxley'de düzen hazla kuruluyor ve karşı çıkacak bir şey yok, çünkü kimse rahatsız değil.
Beni asıl durduran ayrıntı, sıkılmanın yasak olması.
Bu dünyada boş bir an bırakılmıyor. Sıkılan insan bir hap alıyor ya da bir eğlenceye yöneliyor. Sebebi açık: boş bir anda insan kendi hayatını düşünmeye başlayabilir ve düzen bunu istemiyor.
Bunu okurken telefonuma baktım. Sırada beklerken, asansörde, yemek yaparken. Boş bir an bırakmıyorum. Sıkılmayı beceremediğim için değil, sıkılmaya fırsat vermediğim için.
Huxley'nin anlattığı şeyin bir hap gerektirmediğini düşünüyorum. Cebimde duruyor.
Bir de şu var: rahatsızlığı hemen ortadan kaldırmak, onun neyi işaret ettiğini de ortadan kaldırıyor. Kitaptaki hap her huzursuzluğu anında siliyor. Huzursuzluk bazen bir bilgi taşıyor ve o bilgiyi de silmiş oluyorsun.
John'un acı çekme hakkını istemesi ilk okunuşta abartılı geldi. Sonra düşündüm. Acısız bir hayat, hayat sayılır mı sorusunu ben cevaplayamıyorum ama sorunun ciddi bir soru olduğunu kabul ediyorum.
Kitap hızlı okunuyor. İlk bölümler bilgi yüklü ve biraz kuru; oradan geçtikten sonra bırakmak zor.